25/10/2018
59

Evlilik sorunları; hormonlar, transferans ve kutuplar.

Birçoğumuz ilişkilere anlayışlı, verici, ilgili, "olgun", idare eden taraf olursak o ilişkinin asla yıkılmayacağı ya da sorun çıkmayacağı yanılgısı içinde başlarız. Peki bu doğrumu?  Bu varsayım yanlış olmasa da yetersiz denebilir. Nedenini açıklamaya çalışayım; İnsan çift kutuplu bir varlık olarak dizayn edilmiş ve buna uygun birbirine zıt çalışan hormon sitemleriyle donatılmış bir varlıktır. Örneğin vasopressin ve oksitosin gibi derin bağ ve sevgiyle ilgili hormonlar sayesinde yakın istikrarlı, sadık, uzun süreli temaslar yaşanabilirken, dopamin başımızı döndüren nefesimizi kesen, heyecan dolu anlar yaşamamızı sağlayabilmektedir. Kimi zaman kavgalar ve dengesiz iniş çıkışlar ve ayrılıklar dopamini tetiklemektedir.

Klasik analitik psikiyatride sözü edilen transferans kavramı da belliki bu hormonların katkısı ile sağlanmaktadır. Sizle temas eden birini bilinçaltı "eski tanıdık modellerle" eşleştirme eğilimi diyebileceğimiz transferansla, eşimiz ya da dostlarımızı anne baba gibi çok yakınlarımızla eşleştirme eğilimine girer ve davranışlarımızla onlarıda manipüle etmeye başlarız. Sonuç sürekli anneniz ya da babanız gibi hissettiğiniz birisinden bir taraftan sıkılırken diğer taraftan kurtulmaya çalışırsınız. Ya da geçmişte öfkeli olduğunuz babanız gibi algıladığınız birisini toparlamaya çalışarak dopamin salınımı bol bir ilişki yürütüyor olabilirsiniz.

Yukarda bahsettiğimiz gibi; sadakat, yakınlık hormonlarına ne kadar ihtiyaç duyuyorsak, tutku gibi heyecanlı bir tarzıda diğer taraftan arıyoruz. Ancak sürekli oksitosin bir süre sonra  aşırı sıkıntı ve uzaklaşma ya da heyecan arama isteğine neden olmakta bunun tam tersi olan dopaminde bir süre sonra ilişki ya da seks bağımlılığına neden olmakta ve hızlı, heyecanlı iniş çıkışlı bir bağımlılıkla yaşamlar alt üst olabilmektedir.

Hormonlar davranışları tetiklemekte ancak davranışlarda belli hormonları tetiklemektedir. Yani daha üst bir akılla, dengeli bir tarz oluşturmak en doğru yol gibi görünmektedir. Dopamini az olanlar dopamin, oxytosini az olanlarda oxytosini arttırmaya yönelik davranışlarda bulunarak bir denge kurmaya odaklandığında daha mutlu olma şansını arttırabilir. Ancak geçiş dönemlerinde aşırı savrulmalar oluşabileceğinden bir uzmandan destek almak çok önemlidir.

Transferastan kurtulabilmenin yolu ise ana odaklanmak ve kişisel gelişim düzeyini arttırmakla mümkündür. Yani anda olana ve anın ihtiyaçlarına odaklandığınızda ilişkide sorun olması zaten beklenmez ancak geçmiş travmalar yarım kalmış işler ve transferans sonucunda bu mümkün olmayabilir.

Aynı kavramlar uzak doğuda yin Yang (zıt ve dengedeki enerjiler), geştalt terapilerinde kutuplar olarak da ifade edilmiştir. Yani her insanın içinde tutkulu ya da durağan, bağımlı ya da özgür kutuplar denge halinde varolmaktadır. Kadın erkek ilişkilerinde kişinin hangi kutupla barışık olduğu çok önemlidir. Aşırı dopamin bağımlısı bir eşle, aşırı oxytosin odaklı diğer eş bir süreliğine birbirlerini dengeleselerde sonuçta bu konuda farkındalık kazanamazlarsa sorun yaşamaları kaçınılmazdır.