Psikoterapi nedir?

Sözlükteki anlam "ruhsal tedavi" anlamına gelse de pratikte hem halk arasında hem de ruh sağlığı profesyonelleri arasında "konuşma tedavisi" (ilaç ya da tıbbi alet kullanmadan) anlamında kullanılmaktadır. "İlaç odaklı" Amerikan Psikiyatri akımı nedeniyle geçici bir süre ikinci plana itilsede, hem ilaçların yarattığı hayalkırıklığı, hem de insanın anlam arayışı ya da gelişim isteği eğilimleri nedeniyle psikoterapi tekrar yaygınlaşmaktadır. Eğitiminin zor olması, standardize edilememesi, pahalı olması gibi nedenlerle suistimale açık bir alan olmaya devam etmektedir.

Psikoterapi sorun çözümü, danışma, hastalık tedavisi yada kişisel gelişim amaçlı kullanılmaktadır.

Uygulanan yöntem, kaynak, ya da terapi konularına isimlendirilmektedir (Davranışçı, analitik, varoluşçu, bilişsel, Geştalt, grup, bireysel, evlilik terapisi, aile terapisi, cinsel terapi vb).

Psikoterapide amaç; büyümek, gelişmek, sorunlardan kurtulmaktır. Benzer amaca hizmet eden kişisel gelişim programlarının çoğu köklerini psikoterapilerden almaktadır. İnsanın öncelikle kim olduğunu ve ihtiyaçlarını farkedebilmesi, büyüyüp gelişebilmesi ve ihtiyaçlarını giderebilmesi için çevrede sunulanları fark etmesi ve alabilmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Çevreyle doğru temasın ön koşulu öncelikle kendi sınırınızı ve zemininizi tanımaktan geçer. İçinize şöyle bir bakın, içinizde ne kadar çok birbirine zıt, çelişkili ihtiyaçlar var, ne kadar çok "yarım kalmış işler" var. Bunlar bugünkü yani andaki ihtiyaçlarımızı fark etmemizi ve gidermemizi engellemektedir. Zemindeki yani geçmişten yüklenmiş öğrenilmiş ve giderilemeyen ihtiyaçlar; stres, gerilim, bedensel ve ruhsal sorunlar olarak ortaya çıkmaktadır. İçinizde sahip çıkmadığınız zıtlıklar (örneğin öfkeli, sorumsuz, bencil tarafınız) ve ihtiyaçlar fark edildikçe, yarım kalmış işler tamamlandıkça,  daha çok ana odaklanabilir ve şimdideki olanakları fark edebilirsiniz. Şimdiye odaklanabilmekle mutluluk arasında çok net bir ilişki bulunmaktadır.

Bize en sık başvuran gruba baktığımızda kendisini mutsuz hisseden, "ben değişmek istiyorum" diyen, düşüncelerden bunalmış, duygularını yok saymaya alışmış ve bu nedenle fiziksel belirtiler yaşayan (çarpıntı, panik, titreme, baş dönmesi gibi) grubu görmekteyiz. Ek olarak evlilik ve cinsel sorunlarla ilgili başvurular hızla artmaktadır.